Bilim ve Doğa

İnsanlarda feromonların etkileri üzerine çok ilginç birtakım bilgiler

Feromon deyince çoğumuzun aklına cinsel çekim, şehvet ve burunlarının etkisinde kontrolü kaybetmiş canlılar, insanlar geliyor. Şimdi Google’da feromon diye aratsanız karşınıza çıkacak ilk sonuçlar da cinsellikle ve karşı cinsin sizi çekici bulmasını sağlayacak “feromon içeren” bazı ürünlerle ilgili olur.

Aslında feromon ya da feromonlar sadece cinsellikle ilgili değil. Feromonlar aynı türden canlıların sosyal ilişkileri düzenleyen kokulara verilen genel bir isim. Bir memeliyseniz ki okuduğunuza göre öylesiniz feromonlar hayatınızla ilgili olan her çeşit şey ile alakalı.
feromon-nedir
Bin yıllardır canlıların özel birtakım kokular yoluyla birbirleri ile iletişim kurduklarını biliyoruz. Antik Yunanlılar, köpekler koku yoluyla birbirlerine mesaj gönderdiklerini fark etmişlerdi. Kızışan dişi köpeğin kokusunu bir kumaş parçasına sürdüğünüzde köpekler bu kumaşın peşinden kilometrelerce koşuyordu mesela.

Feromonların varlığı aslında ilk kez 1959 yılında kanıtlandı. İlk ayrıştırılabilen feromon dişi ipekböceklerinin erkekleri çekmek için salgıladığı çiftleşme feromonuydu.

Artık kovanları saldırıya uğrayan arıların kovanın diğer üyelerini uyarmak için bir feromon salgıladığını; benzer şekilde karıncaların da yiyeceğe giden yolları işaretlemek için feromonları kullandıklarını biliyoruz.

Memeliler de hemcinsleriyle ilişkilerinde feromonlardan yararlanıyor. Feromonlar elbette bilinçli olarak salgılanabilen kokular değil. Bu kokular tamamen birtakım hormonal reaksiyon sonucu istemsizce salgılanıyor.

Şu an satın almak isteseniz internette sizi karşı cinse daha çekici gösterecek “feromonlu ürünler” bulabilirsiniz. Ancak androstenol, androstenon ya da androstenedione vs. afili isimlerle satılan bu ürünlerin vampir avlamak için kullanabileceğiniz bir kutsal sudan farkı yok. Çünkü bilim camiası yıllardır üzerinde çalışsa da insanların salgıladığı herhangi bir feromonu tanımlayabilmiş ve ayrıştırarak üretebilmiş değil.

Evet her memeli hatta her canlı gibi biz de bazı bir sürü daha doğrusu binlerce farklı türde farklı koku molekülü salgılıyoruz ve bunların bir bölümünün cinsel çekim yarattığı da doğru belki ama saldığımız bu koku moleküllerinin hangisi feromon hangisi değil, hangisi karşı cinsin bizim için delirmesini sağlar bilmiyoruz.

İnsanlar nerden feromon salgılıyor sorusu da biz sıradan fanilerin akılını çok meşgul ediyor. Araştırmacılara göre diğer büyük maymunlar gibi biz de koltukaltı bölgesinde bolca koku bezine sahibiz. Ayrıca meme uçları ve diğer birçok bölgeden feromonlar yaydığımız düşünülüyor.

Feromonların nerelerden salgılandığı ve etkilerini anlamak için şöyle bir örnek verilebilir:

Emziren annelerde meme ucu çevresindeki koyu renkli bölgede (areola) yer alan salgı bezlerinin salgıladığı bir sıvı var. Bu sıvı süt değil. Araştırmacılar yeni doğmuş bebeklere uykudayken bu sıvıyı koklattıklarında bebeklerin hemen emme refleksi gösterdiklerini gözlemlemiş. Farklı annelerin salgıları kendilerinin olamayan bebeklere de koklatılmış ve aynı sonuç gözlemlenmiş. Yani bebeğin annesinin kokusuna alışık olup olmaması ile ilgili bir durum değil. Dahası da var. Her kadında bu salgı bezinin verimliliği farklı. Yani kimi daha çok salgı üretirken kimi daha üretiyor. Görülüyor ki anne ne kadar fazla bu salgıdan üretirse bebek de o kadar çabuk emiyor.

Ama araştırmayı yapan bilimadamları salgıdaki hangi koku molekülünün bu etkiye sahip olduğunu henüz bilmiyor. Mesela bu salgıdaki feromon tanımlanabilir ve sentezleyebilirse prematüre bebeklerin ya da emmek istemeyen bebeklerin emzirilmesi sağlanabilir.

Şunu da söylemek gerek ki feromon hormonu diye bir maddde yok. Evet muhtemelen feromonların salgılanmaları hormonal sistem tarafından kontrol ediliyor ancak kendileri hormon değil sadece birtakım koku moleküllerinden oluşuyor.

Kaynak

Önceki yazı

Haftanın konseri: Sleater Kinney

Sonraki yazı

Neden manzara resimlerini herkes sever?

Henüz yorum yapılmadı

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir