Bilim ve DoğaCinyus FactsSanat ve Eğlence

Hepimizin saf gibi inandığı film yalanları

Bu yazıda filmlerde bize bilerek ya da bilmeyerek yanlış öğretilen şeyleri derledik. Yazıyı okudukça ne demek istediğimizi daha iyi anlayacaksınız.

film yalanlari

Neredeyse bütün aksiyon filmlerinde kahramanların devasa patlamalardan ellerini kollarını sallayarak uzaklaşabildiklerini ve hiç yaralanmadıklarını görürüz. Oysa ki bu mümkün değil. Filmlerdekine benzer boyutlardaki bir patlamanın 1 kilometre yakınında durmak bile öldürü olabilir. Çünkü çok güçlü şok dalgaları yaratabilirler. Ayrıca patlamalar sırasında etrafa çok fazla moloz ve şarapnel parçası dağılır. Dahası bunlar sesten bile hızlı hareket ederler. Hızlı koşarak bunlardan kurtulmak da mümkün olmaz.

Silah susturucuları da film yapımcılarının bizi kandırmakta kullandığı objeler arasında. Filmlerde susturucuların silahları neredeyse tamamen sessiz hale getirdiğini görürüz. Ancak gerçek hayatta kesinlikle bu kadar etkili değiller. Susturucuların silahın sesini biraz azalttığı doğru ancak sesi kimsenin duyamayacağı bir vızıltıya çevirdiği kocaman bir film uydurması. Ucunda susturucu da olsa bir silah en az 100 desibel yani herkesin çok uzaktan duyabileceği kadar yüksek bir ses çıkarıyor.

Silahları bu şekilde yan tutup ateş etmek de profesyonellerin asla yapmayacağı şeylerden biri. Çünkü bu pozisyonda nişan almak mümkün değil. Silah hakimiyeti de zayıfladığı için ateş edilse bile hedefi tutturmak çok zor.

Aynı anda iki tabancayla birden çatışmaya giren karakterler de bir diğer film abartısı. Normal şartlarda tek bir silahla bile hedefi tutturmak çok zorken iki silahla birden isabetli atışlar yapmak birkaç usta atıcı dışında kimsenin başaramayacağı kadar zor.

Kötü adamın kloroformlu bezi ağzına tuttuğu insanları saniyeler içinde bayıltması da tam bir film kandırmacası. Kloroform denilen maddenin böyle anestezik etkisi var. Ancak bir insanı bu yöntemle bayıltabilmek için büyük çaba ve zaman gerekiyor. Ayrıca bu maddenin güçlü yan etkileri de var. Kloroformla bayıltılan bir insan kendine geldiğinde çok ciddi sağlık sorunları yaşayabilir. Hatta zehirlenebilir de.

İşte filmlerin bize en yanlış tanıttığı cihazlardan biri. Buna defibrilatör deniliyor. Gerçekten de icat edildiğinden biri on binlerce hayat kurtarmış olabilir. Ancak filmlerde işlevi dışında kullanılıyor. Mesela bu sahnede James Bond’un kalbi duruyor. Kalbini tekrar attırmak için de ona defibrilatörle elektrik akımı veriliyor. Buna benzer bir sürü film var. Halbuki bu cihazların duran kalbi tekrar çalıştırabilmek gibi bir gücü ve işlevi yok. Defibrilatörler yalnızca kalbin ritmi bozulduğunda onu normale döndürmeye yarıyor. Tekrar söyleyelim, bu aletle kalbi durmuş birini canlandırmak mümkün değil.

Savaş filmlerinde sık gördüğümüz başka bir saçmalık da el bombasının pimini ağızla çekmek. Ancak bu da gerçek hayatta mümkün değil. Çünkü yerlerinden kolayca çıkmasınlar diye özellikle sağlam yapılıyorlar. Keza çok kolay çıkarlarsa kendi kendine düşüp bombanın patlamasına yol açabilirler. Pimleri çekmek için ciddi bir güç uygulamak gerekiyor. Dişlerle bu gücü uygulamaksa imkansız. Gerçekte bunu yapmaya çalışmak dişlerin kırılmasından başka bir şeyle sonuçlanmaz.

Uzayda geçen bir film izliyorsanız ve bir uzay gemisi patlıyorsa beraberinde hemen bir de patlama sesi duyarız. Bunun yanı sıra lazerler silahları, foton torpidoları gibi teknolojik silahlar da kendilerine özgü sesler çıkarır. Ancak bunda büyük bir yanlış var. Uzayda herhangi bir şeyin sesini duyamazsınız. Çünkü uzay boşluğunda sesin oluşmasını ve iletilmesini sağlayacak madde yok.

Uzay filmlerindeki diğer bir saçmalık da asteroid yani göktaşı kuşaklarıyla ilgili. Filmlerde uzay gemileri bu kuşaklara rastladıklarında ralli arabaları gibi manevralar yaparak aralardan geçmeye çalışır. Ancak gerçekte göktaşı kuşaklarındaki cisimlerin arasında binlerce kilometre mesafe olur. Yani filmlerdeki göktaşı tarlaları efsaneden başka bir şey değil.

Bu da Jurassic Park’tan bir film efsanesi. Filmde dinozorlar çağında donmuş bir sivrisineğin içinde dinozor DNA’sı buluyorlar ve bundan canlı dinozorlar üretiyorlardı. Öte yandan bakarsanız bu mümkün değil. Çünkü DNA’yı oluşturan yapılar çok dayanıksız ve kısa sürede parçalanıyorlar. 70 milyon yıl sağlam kalmaları ise en iyi şartlarda bile imkansız. Bu yüzden herhangi bir dinozoru tekrar hayata döndürmek imkansız.

Önceki yazı

Bazıları saçma bazıları kullanışlı 18 ilginç ürün

Sonraki yazı

Son dönemin en süper bilimkurgu dizileri

Henüz yorum yapılmadı

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir